Kayıtlar

6.BÖLÜM《 İNHİDAM | CENNETTEN GELEN HABER 》

Resim
                 《 KEYİFLİ OKUMALAR 》 ● 6. Bölüm  ● İnhidam |Cenneten Gelen Haber  ​Murat’ın parmakları Asaf’ın koluna pençe gibi geçti.  "Asaf! Gidiyoruz! Süre bitti!" sesi, yaklaşan felaketin ilk çığlığı gibiydi.  Asaf, milim kıpırdamadı. Bakışları, Pars’ın o zifiri karanlık, delilikle harmanlanmış gözlerine çivilenmişti. ​ Pars... Azrail’iyle dalga geçen bir ölümlü gibi gülümsedi. O gülüşte tek bir şey vardı: Daha bitmedi. ​ Pars, adamlarıyla birlikte karanlık dehlizlerde bir gölge gibi kaybolurken; Asaf’ın içindeki intikam ateşi, saniyeler sonra dışarıdaki gerçek ateşle buluşacaktı. Önceden planladıkları o dar kapıdan kendilerini dışarı attıkları an, zaman durdu. ​ Bir saniye. Ölüm sessizliği. İki saniye. Yerin altından gelen o derinden kükreyiş. ​ Ve sonra... ​ Pars’ın o karanlık krallığı, binlerce tonluk bir ateş topuna dönüştü. Kulakları sağır eden o muazzam patlama, geceyi bir gü...

5.BÖLÜM 《KAFESTEKİ KURT VE SAATLİ BOMBA 》

Resim
                         《 KEYİFLİ OKUMALAR 》 ● 5.Bölüm  ● Kafesteki Kurt ve Saatli Bomba Bir Yıl Önce... Gökçe Aksoy… ​ Can abimin bürosunda, masamın üzerine yığılmış dosyalar arasında boğuluyordum. Stajyerliğimin dördüncü ayıydı ve hayatım; kanun maddeleri, eksik imzalı dilekçeler ve abimin "Gökçe, şu dosyayı arşive kaldır" direktifleri arasında geçiyordu. ​ Ta ki o kapı, nezaketle değil, bir fırtınanın önünde savrulan bir kâğıt parçası gibi ardına kadar açılana kadar... ​Sekreterimiz Pelin’in "Lütfen bekleyin! Can Bey şu an müsait değil!" çığlıkları, içeri giren adamın botlarının mermer zeminde çıkardığı o tok sesin altında ezildi. Başımı dosyalarımdan kaldırdığımda, karşımda sadece bir adam değil, adeta odadaki oksijeni tek başına tüketen bir güç odağı duruyordu. ​Üzerinde simsiyah, kusursuz bir takım elbise vardı ama yüzündeki o hiddet, şıklığını gölgeliyordu. Gözleri doğrudan abimin odas...

4.BÖLÜM 《 AVCININ DAVETİ 》

Resim
                                《 KEYİFLİ OKUMALAR 》 ● 4.Bölüm ​ ● Avcının Daveti Sezgin Alkan - Veda Woodkid - Iron Can Aksoy.. ​Bu soğuk rüzgâr, sanki içimdeki yangını söndürmek için değil, daha da alevlendirmek için hiddetle esiyordu. Gökçe’nin mezarı başında diz çökmüş olan Asaf’a bakarken, içimde tanımlayamadığım bir öfke dalga dalga büyüyordu. O benim kardeşimdi. Benim neşem, son sığınağımdı. Ve şimdi, buz gibi bir toprağın altındaydı. ​ O herif, siyah lüks aracıyla mezarlıktan bir fırtına gibi uzaklaştığında, kulaklarımda sadece iki ses kaldı: Asaf’ın Pars Soykan'ın suratına indirdiği o sert yumruğun yankısı ve o herifin o kan donduran, aşağılık kahkahası. ​Başımı çevirdiğimde Leyla’nın arabanın içinden korku ve şaşkınlıkla bana baktığını gördüm. Yanına gidip kapıyı açtım. "Can ne oluyor? Anlamıyorum, o adam kimdi?" diye sordu, sesi titriyordu. Kafamın içindeki bin bir düşünce...

3.BÖLÜM 《 MEZARDAKİ GÖLGE 》

Resim
                       《 KEYİFLİ OKUMALAR 》 ● 3.Bölüm ● Mezardaki Gölge   🎼 Island of oblivion Leyla Eldem... ​ Kalbimin üzerinde, Gökçe’nin —canımın içi arkadaşımın— gidişinin kor sancısı eriyor, her saniye ruhumu biraz daha yakıyordu. O ölmüştü... Bu gerçeği zihnime her fısıldadığımda nefesim kesiliyordu. O tahta parçasına kazınmış güzel adı, o kara toprağın başına hiç yakışmıyordu.  Başımı gökyüzüne kaldırdım, ciğerlerimi parçalayacak kadar derin bir nefes çektim ama yetmiyordu. Bu dünyadaki hiçbir şey artık yeterli gelmeyecekti; acı, her nefeste içimde yeniden filizleniyordu. ​ Başımı indirip Asaf’a baktım onun gibi sarsılmaz bir adamı bu halde göreceğimi asla hayal edemezdim. Hiçbirimiz iyi değildik ama Asaf... O, yıkılmış bir enkazın altında kalan son moloz yığını gibiydi. Gökçe’nin mezarı başında, bir heykel gibi öylece oturuyordu. Dizleri de ellerindeki o kanlı sargıl...

2.BÖLÜM 《 SİYAH TORBADAKİ SAKLI CENNET 》

Resim
                           《 KEYİFLİ OKUMALAR 》 ● 2.Bölüm ● Siyah Torbadaki Saklı Cennet  🎼 Bu şehir girdap gülüm  🎼 Dedublüm- Çözemezsin  🎼 Dedublüman-Geçmesin günümüz  "İnsan kaç kez ölüp dirilse, içindeki kaybın acısını hissetmeyecek kadar nasır tutar?" ​ ​​ Murat Erez... ​ Zihnim durmuştu. Her şey o kadar hızlı, o kadar vahşice gelişmişti ki, sanki biri ruhumu göğüs kafesimden söküp almış, yerini ağır bir balyoz darbesiyle doldurmuştu. Ne hissetmem, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. O mahşer yerinde mantığımın bana fısıldadığı tek bir komut vardı: Asaf’ı bu cehennemden çıkar. ​ Asaf’ı belinden kavrayıp o koca adamı dışarıya doğru sürüklerken, sanki bir insanla değil, yaralı bir aslanla boğuşuyordum. Öyle bir direniyordu ki, bir ara onunla beraber alevlerin ortasına kapaklandım. Dizlerimin üzerinde, avuçlarımı taşlara sürterek de olsa onu o ateşten...